Misafirperverlik ve göçün Sembolü Hz. İbrahim’in konu alındığı sempozyumda Hz. İbrahim'in önce misafir, sonra göçmen, ne zaman vatandaş olduğu üst düzey profesörler ve doktorlar tarafından ele alınarak Hz. İbrahim'in göçmenliği ve misafirperverliğinin günümüze ışık tutması için ev sahibi ve göçmenlere düşen görevler konuşuldu. Sabah 8:30 dan akşam 17 ye kadar Tübingen Müze salonunda devam eden sempozyuma Tübingen Belediye Başkanı Boris Palmer, Weltethos Vakfı başkalarından ve Tübingen Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Karl-Josef Kuschel, yine Tübingen Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Urs Baumann, Abraham Geiger Kolleg Postdam Üniversitesi öğretim görevlilerinden Haham Prf. Dr. Walter Homolka. Prof.Dr Reinhard Johler, Prf. Dr. Jürgen Wertheimer, Oldenburg Üniversitesi sosyologlarından Prof. Dr. Walter Siebel, İstanbul Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı başkan yardımcısı ve Kültürlerarası Diyalog Platformu Genel Sekreteri Cemal Uşak, Zaman Avrupa yazarlarından Oktay Yaman, Baden Württemberg Eyaleti Dinlerarasi Diyalog yetkililerinden Dr. Michael Blume, Rottenburg Stuttgart Katolik Kiliseleri Diyalog Sorumlusu Dr.Hans-Jörg Schmid, ve Reutlingen Uyum masası şefi Sultan Braun konuşmacı olarak katıldılar.
İki panel şeklinde yapılan ve moderetörlüğünü Rottenburg Stuttgart Katolik Kiliseleri Diyalog Sorumlusu Dr.Hans-Jörg Schmid” in yaptığı ilk panelde İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilikte Hz. İbrahim'in yeri, Hz. İbrahim’in hayatı Göçmenliği ve Misafirperverliği ele alındı. Moderetörlügünü SWR1 spikerlerinden ve gazeteci yazar Dr. Irene Tröster’in yaptığı ikinci panelde ise Almanya’nın Göçmenlere şimdiye kadar neler yaptığı ve neler yapması gerektiği tartışıldı.
Sempozyum Süüddialog Derneği Başkanı Salih Karakum” un konuşmasıyla başlarken ikinci olarak ise kürsüye Tübingen Belediye Başkanı Boris Palmer davet edildi.
- Tübingen Belediye Başkanı Boris Palmer:” Müslümanlar tarafından ilk defa böyle bir programa davet ediliyorum”
Sempozyuma ev sahipliği yapan Tübingen şehri adına konuşma kürsüsüne davet edilerek Süüddialog derneğine teşekkürlerini belirten Belediye Başkanı Boris Palmer, Sempozyum için hazırlatılmış 3 dinin sembollerini içeren işaretlere ve ibadet yerlerinin Tübingen şehrine dercedilmiş olarak duvara çizilmiş olmasına atıfta bulunarak kendi şehrinin İsviçre olmadığına vurgu yaptı.Tübingen'in böyle bir sempozyuma ev sahipliği yapmasından dolayı mutluluğunu dile getiren Boris Palmer:” Tübingen'de ilk defa Müslümanlar tarafından hazırlanmış böyle kaliteli bir programa davet ediliyorum. Dinler arası diyalog düşüncesinin başladığı bir şehirde Hz. İbrahim sempozyumunun yapılması diyalog ve tolerans adına büyük şeylere imza atacağını umuyorum.” şeklinde konuştu.
- Prf Dr, Urs Bauman:” Genç Müslümanların bu gayretleri takdire şayan”
Daha sonra kürsüye gelerek genç Müslümanların dinler arası diyalog adına göstermiş oldukları gayretlerinin takdire şayan olduğunu belirten Tübingen Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Urs Bauman: ”Süddialog'taki genç Müslümanlar Almanya'nın dini, politik ve diğer önemli konularını ele alarak bir ilke imza atıyorlar. Diyaloğun ne kadar önemli olduğunu İsviçre’deki minare olayı bizlere bir kez daha anlattı.Ne yazık ki Almanya'da ve Avrupa'da Müslüman denilince akla Vehbilik yada terör geliyor. Yıkılan bu İslam imajının korunması adına dinler arası diyalog her zamankinden daha fazla önem arzediyor” dedi
-Dr. Michael Blume:”Dinlere yapılan saldırının temelinde korku yatıyor. Korkular ise ancak diyalogla yenilir”
Baden Württemberg eyaleti Başkanı Günther Öttinger`in danışmanlarından ve Eyalet Dinler arası diyalog sorumlusu Dr. Michael Blume, yaptığı sunumda eyalette yapılan dinler arası diyalog faaliyetlerine değindi. Dinlere yapılan saldırının temelinde korkunun olduğuna değinen Dr Michael Blume,”İsviçre’deki minare olayının temelin de ve Berlin’de din derslerinin okullarda oy birliğiyle tamamıyla kaldırılmasının altında da korku var. Korkular ancak diyalogla yenilir. Eyaletimizde yapılan bunca diyalog faaliyetlerine rağmen medya sadece kötü örnekler gösteriyor ama bir hahamla bir imamın el ele poz vermesine hiç bir zaman yer vermediler. Eyalet olarak her yıl iftar programı düzenleyip ve Yahudilerin özel günlerini kutluyoruz. Eyalet başkanımız Günther Oettinger ile birlikte hem cami hem de Havraları ziyaret ederek diyalog çalışmalarına hız kattık” şeklinde konuştu. Blume, Baden Württenberg Eyalet Başkanı Günther Oettinger’in selamlama mesajını da okuyarak programın önemine bir kez daha vurgu yaptı.
BW Eyalet Başkanı Günther Öttinger:''Farklı din temsilcilerini bir araya getiren Süddialog derneğine teşekkür ederim'
Programının yoğunluğundan dolayı katılamayıp selamlama mesajı gönderen Baden Württemberg Eyalet eski Başkanı Günther Öttinger yazılı açıklamasında farklı din temsilcilerini bir araya getirerek diyalog zemini oluşturan Süddialog derneği ve Weltethos Vakfına teşekkürlerini belirtti. Baden Württenberg'te 10 bin Yahudinin 600 binin üzerinde ise Müslümanın yaşadığına da değinen Günther Öttinger, bu farklılıkların eyaleti için bir kazanç olduğunu ve göçmenlerin artık misafir değil vatandaş olduğunun altını çizdi.
Da sonra 3 dinde Hz. İbrahim AS in yeri, göçmen olarak yaşayıp ve misafirperverliği noktasının asrımıza ışık tutması ve Hz. İbrahim'i anlama adına, Postdam Üniversitesi Profesörlerinden ve Yahudi cemaatinin önde gelen hahamlarından Prof Dr. Walter Homolka, İstanbul Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı başkan yardımcısı ve Kültürlerarası Diyalog Platformu Genel Sekreteri Cemal Uşak ve Tübingen Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Karl-Josef Kuschel birer sunum yaptılar.
Haham Prof.Dr. Walter Homolka:” Dünyada hepimiz göçmeniz, Misafirperverlik olmadan ortak yaşanılmaz”
Yahudi kaynaklarına dayanarak bir göçmen olarak Ulusların atası Hz. İbrahim'in hayatını ve göçmenlik hikayesini anlatan Haham Prof.Dr.Walter Homolka;”Hz. İbrahim'in ilk oğlu azadlı kölesi Hacer'den doğan İsmail Arapların atası, ilk eşi Sara' dan doğan oğlu İshak ise Yahudilerin atasıdır. Bu bağlamda baktığımızda Müslümanlar ile Yahudiler yarım kardeş sayılırlar.Hz. İbrahim Allah'a olan güveni ve itimadıyla her zaman berekete nail olmuştur. Göçmen olarak hayatını sürdürmüştür ve Allah ona öyle bereket vermiştir ki misafirperverliği ile insanların gönüllerini kazanmıştır. Bu bağlamda atamız Hz. İbrahim gibi dünyada herkes bir yerden bir yere kalkıp göç ediyor. Eğer göç varsa misafirperverlik olmazsa birlikte yaşamakta olamaz. Birlikte yaşamın tek yolu misafiri kabul etmek ve ilgi göstermekten geçer” dedi
Cemal Uşak:”Dünya barışı İbrahim’in çocuklarının sorumluluklarına bağlıdır”
Allah`ın Hz. İbrahim'e verdiği bereketin sebebinin Allaha olan inanç ve güveniyle birlikte Misafirperverliği olduğuna vurgu yapan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı başkanlarından ve Kültürlerarası Diyalog Platformu Genel Sekreteri Cemal Uşak;” Anadolu’da bir söz vardır Misafir gittiği yerden ayrılınca ev sahibine “Allah evine Halil İbrahim bereketi versin” der. Demek ki berekete vesile olan şey ev sahibinin gösterdiği ilgi ve alakaya bağlıdır. Globalleşen dünyada artık doğudan batıya batıdan doğuya, kuzeye ve güneye her yere milyonlarca insan göç ediyor. Kimisi ekonomik bir rahatlık için kimisi baskılardan kurtulup özgür bir hayat yaşamak için göç ediyor. Biz ister göç alan bir ülke olarak ev sahibi olalım ister göç eden birisi olalım Hz. İbrahim'den öğrenmemiz gereken çok şey var. Hz. İbrahim'in öğretmiş olduğu prensiplerden, misafirperverlik ve Allah'a inanıp ve güvenmeği içimize sindirmemiz lazım. Dünyadaki barış İbrahim'in çocuklarının bu sorumlulukları anlamasına bağlıdır” şeklinde sözlerini dile getirdi.
- Prf Dr.Karl Josef Kuschel: ”Diyalog denince hep aklımıza Hıristiyan ve Yahudilerin diyalog çalışmaları akla geliyordu, Süddialog derneği bu görüşümü değiştirdi”
Hz. İbrahim'in Allah' a inanan 3 dinin ortak paydası olduğuna vurgu yaparak konuşmasına başlayan Tübingen Üniversitesi öğretim görevlilerinden ve Weltethos Vakfı Başkanlarından Prof. Dr. Karl Josef Kuschel; ''2000 yılında Dr. Michael Blume tarafından Filderstadt'ta başlatılan diyalog çalışmalarını geliştirmek istedim. Bu amaçla Haus Abraham (İbrahim Evi) kurarak Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin bu bölgede birlikte barış içinde yaşamaları adına birçok çalışmalarımız oldu. Ancak şu zamana kadar hep diyalog denince Hıristiyanların ve Yahudilerin diyalog çalışmaları akla geliyordu. Bugün burada gördüm ki Süddialog derneği bu görüşümü altüst etti. İlk defa bir Müslüman inisiyatifi tarafından böyle bir sempozyum organize ediliyor. Bu inisiyatifi tebrik ediyorum. Barış adına Hz. İbrahim gibi ortak bir değeri kullanmalıyız. Hz. İbrahim barış adına önemli bir anahtardır“ şeklinde sözlerini ifade etti.
Süddilaog Dernek Başkanı Salih Karakum`un konuşmacılara hediye takdiminden sonra yemek molasında diyaloglar daha da geliştirilirken ikiyüzün üzerinde davetlinin sempozyumu hiç ara vermeden akşama kadar takip etmesi gözlerden kaçmadı. Ev sahibi ve göçmen misafirlerden oluşan bu kadar seviyeli kalabalığın toplanmasına hayret eden Profesörler Organizenin mükemmel ve kusursuz olduğuna vurgu yaptılar. Öğleden sonraki oturumda ise Moderetörlüğünü SWR1 spikerlerinden ve gazeteci yazar Dr. Irene Tröster, „Göç alan bir ülke olarak Almanya’nın yaptıkları ve yapması gerekenler“ konusunu masaya yatırdı.
Prof. Dr. Walter Siebel: „Kim yumruklaşarak çözüm bulmak isterse fazla uzağa gidemez“
Oldenburg üniversitesi Öğretim görevlilerinden sosyolog Prf Dr. Walter Siebel uyumun cift taraflı bir süreç olduğunu belirterek „Kim yumruklaşarak bir çözüm aramak isterse fazla uzağa gidemez. Hem çoğunluk hem de göçmenler bu süreç için çaba göstermeli. Ne yazık ki göçmenlerin iş piyasasında şansları çok düşük, eğer göçmenlerin çocukları iş piyasasında meslek yaptığı halde iş bulmakta zorlanıyor ve ayrıma tabi tutuluyorsa,göçmen aileler neden çocuklarının meslek edinmesi yada meslek yeri bulması adına gayret sarf etsinler ki.“ şeklinde eleştirirlerini dile getirdi.
Reutlingen Uyum Masasi Sefi Sultan Braun:“Alman nüfusu gün geçtikçe yaşlanırken göçmenler çoğalıyor“
Reutlingen Belediyesinden Uyum masası şefi olarak görev yapan Sultan Braun yaptığı sunumunda Alman nüfusunun yaslanmasına karşın göçmen nüfusunun ise genç ve çoğalan bir yapısının olduğunu dile getirdi. Reutlingen de 0-3 yaş arasındaki çocukların % 52 si göçmen kökenli. Bu oranlara bakıldığı zaman uyum adına belediyeler göçmenlerin yönetimde etkin katılımı için çalışmalar yapması gerektiğinin ortaya çıktığını dile getirdi.
Prf. Dr. Reinhard Johler:“Göçmenler bu ülkeye yaptıkları katkıdan dolayı takdir görmek ister, ayrım değil“
Avusturya'dan Almanya'ya geldiği dönemde yabancılar dairesine uğramak zorunda kaldığını ve orada görmüş olduğu yazıdan dahi bir kabullenmeme hissettiğini dile getiren Tübingen Üniversitesi Öğretim görevlilerinden Prof. Dr Reinhard Johler;“ Yabancılar dairesinin kapısında şu yazı vardı „Sevgili yabancı vatandaşlar tek tek giriniz“ yabancı vatandaşlar ibaresi bir kabullenmemenin göstergesidir. Ülkeye ilk geldiğinde bu ibareyle karşılaşan göçmenler, medyadaki baskılarla birlikte sürekli bir baskı altında hissediyorlar. Buraya gelen ve kalanlara artık misafir işçi demek doğru değildir. Göçmenlerin uyum sıkıntısının başında Almanya kendisini uzun yıllar göç ülkesi olarak kabul edip göçmenlere yönelik politika sergileyemedi„ dedi.
Zaman Gazetesi Yazarı Oktay Yaman;“Siyasilerin yeni terminoljisi „göçmen“ değil “Türkler“ ibaresi.
Zaman gazetesi yazarlarından ve Berlin Meclis Basın Klubü üyesi Oktay Yaman, Almanya'da siyasilerin yeni terminolojisinin artık “Göçmen” değil “Türkler” olduğunu dile getirerek siyasilerin ayrımcı tutumları ve yanlış söylemleri göçmenleri rencide ettiğini belirtti. Yaman:“Eski Başbakanlardan Helmut Kohl’un 2004’te yaptığı “En büyük yanlışımız 60’lı yıllarda yabancı kültürlerden insanları ülkemize getirmekti” açıklamasının çok talihsiz olduğunu düşünüyorum. Spigel, Focus gibi daha bir çok yayın grubunun Müslümanları rencide edici yazıları önyargıları çoğalttığı gibi çoğulcu toplumun göçmenlere bakışını etkiliyor ve ayrımcılığı tetikliyor. Burada huzurlu yasamın yolu medya ve siyasilere düşen sorumlulukların yerine getirilmesiyle mümkündür.” şeklinde konuştu
Sempozyum sonrası programa katılan dinleyicilerden takdir ve teşekkür alan Süddilaog Derneği yetkilileri, Birlikte huzurlu yaşamın, karşılıklı anlayış, kişileri kendi konumunda kabul etme ve diyalogla mümkün olduğunu belirttiler. Her ay farklı konu ve konukla Tübingen söyleşilerine de ayriyeten devam eden Süddilaog Dernegi, İbrahim AS sempozyumunu Weltethos Vakfı, Landes Politische Bildung (LPB) ve Inter Conneckt Neckar Alb (ICONA) İşadamları derneğinin partnerliğiyle gerçekletirdi. HABER:Faruk Yüksel/ Ahmet Ocak
admin gyv
- 23-12-2009 18:27
- 1458 defa okundu