Günümüz insanının problemleri, ekonomik ve maddi olmaktan daha çok insani boyutludur. Bugünkü nesiller, insani melikelerini tam geliştiremediğinden dolayı muzdarip, ilahi nimetleri insanca paylaşamadığından dolayı rahatsız, sevgi fakiri olduğundan dolayı da endişeli ve tedirgindir.
Yalnızca ekonomik değil, laik-antilaik, demokrat-antidemokrat şeklinde toplumu felakete götürebilecek, iç içe geçmiş krizler yaşanmakta ve toplum kamplara bölünmektedir.
Böyle bir dönemde mutedil insanlardan kurulu bu vakfın havayı yumuşatacağına, toplumdaki tansiyonu aşağıya çekeceğine inanıyorum.
Türkiye’de bazı kesimler demokrasinin onda bir kısmından faydalanmaktadır. Bu kesimler bu onda birle bugünlere gelebilmeyi başarmışlardır. Bundan sonra Türkiye’de ve dünyanın başka yerlerinde demokrasiden geriye dönmek mümkün olmayacaktır.
[...]
Eğer günümüzün düşünce mimarları yeni bir dünya kurmayı planlıyorsa, bu dünyanın harcı mutlaka sevgi olmalıdır. Evet bu yeni dünyanın insanları, canlı-cansız tüm varlığa sevgi ile yönelmeli, herkesi ve her şeyi sevgi ile kucaklamalı, gözlerini açıp kapayıp sevgi mırıldanmalıdır.
Sevgi insanı, herkesten evvel kendini düzeltmekle işe başlayan, bunu yaparken de herhangi bir beklentiye girmeden, evrensel ahenk adına önemli bir adım attığına inanan hakikat eridir. Bu hem çok zor, hem de oldukça kolaydır, çünkü onu gerçekleştirmenin dinamikleri sayılan inanma ve her şeyi şefkatle kucaklama hassası zaten bizde mevcut. İslam’ın ruhani derinliği bu konuda bizim için tükenmez bir hazine sayılabilir. Bu hazine çok değerlendirilerek yeni dünya mutlaka sevgi ve diyalog üzerine kurulmalıdır. Zaten sevgi bizim toplumumuzun en bariz vasfıdır. Eğer her gün çevremize, sonra da derecesine göre bütün varlığa karşı sevgimizi biraz daha artırır ve nefretlerimizi de azaltabilirsek, şimdiye kadar bir türlü gerçekleştirilemeyen sımsıcak ve yumuşak bir dünya elde edebiliriz.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın engin medya yelpazesi içinde bu yüksek gayeyi gerçekleştirilebilmesi en büyük arzumuzdur.
1994.01.24