Gazeteciler Ve Yazarlar Vakfı’nın “Yeni Anayasa” Görüşleri
04.01.2012

Hak ve Özgürlüklerin şartsız, yani “ama” ve “fakat”sız korunduğu; Meclis, yürütme (Hükümet / Cumhurbaşkanı) ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı dengesinin işlediği; toplumdaki her farklı kesimin “Bu benim de Anayasam” diyebildiği; yüzde yüz sivil iradenin mahsulü bir yeni anayasa arzuluyoruz…

Yeni Anayasanın Temel Tartışmalı alanları ve Vakfımızın Teklifi

• Anayasada vatandaşlık tanımı nasıl yer almalıdır, eşit vatandaşlık nasıl formüle edilebilir?

Yeni yapılacak anayasada en temel tartışma noktalarından bir tanesi; vatandaşlık tanımı ile alakalıdır. Mevcut anayasanın 66. Maddesinde vatandaşlık şöyle tanımlanıyor:
“Türkiye Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Bu maddeye yapılan itiraz, vatandaşlığın Türk etnik kimliği ile açıklanmış olmasına dayanıyor. Hazırlanan pek çok Yeni Anayasa taslağında bu tartışma ve itirazları noktalayacak yeni “Anayasal Vatandaşlık” teklifler bulunuyor.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı olarak bizim teklifimiz:
“Aidiyet ve kimlik vurgusu yapmadan, farklılıklarımızı zenginlik kabul eden eşit yurttaşlık esasına dayalı anayasal vatandaşlık”
Diğer taraftan gerek iktidar partisi AK Parti, gerekse Ana Muhalefet partisi CHP, “Anayasal Vatandaşlık” taraftarı olduklarını defalarca açıkladılar.
Bu durumda, “Anayasal Vatandaşlığın”da yani etnik tanım içermeyen eşit vatandaşlığın mümkün olabileceğine inanıyoruz.

• Anayasada Kürt kimliği gibi yeni kimlikler yer almalı mıdır?

Mevcut Anayasamız; Türklüğü ve Türk etnik kimliğini önemle vurgulamaktadır. Bu konuda ortaya çıkan talepler iki türlüdür:
1. Anayasa’nın tamamen “Türk” kelimesinden arındırılması
2. Anayasada Türk ve Türklük vurgusu ile birlikte Kürt etnik kimliğine ve Kürtlüğü de vurgu yapılması.
Bize göre; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydası, yeni Anayasanın temel felsefesi olmalıdır.

• Anayasada ana dilde eğitim yer almalı mıdır?

Türkçe’nin resmi dil ve ana eğitim dili olmasına genel olarak bir itiraz bulunmamaktadır. Tartışılan ve itirazlara konu olan mesele; Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe’nin de eğitim dili olarak kullanılıp kullanılmamasıdır.
“İlk ve orta öğretim kurumlarında eğitim dili Türkçe olup; yeterli sayıda velinin talebi halinde Türkçe yanında diğer bir dilin de eğitim dili olarak kullanılması ve ayrıca ana dillerin öğretilmesi için gereken düzenlemeler yapılır…”
Bilindiği gibi bir çok ülkede çift dille eğitim yapılabilmektedir. Türkçe dışındaki ana dillerde hangi derslerde haftada kaç saat eğitim yapılacağı tamamen ortaya çıkacak taleplere göre değerlendirilebilir…

• Belediyelere verilecek yetkiler ne kadar olmalı? Bölgesel özerklik mümkün mü?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı olarak bizim teklifimiz:
“Devletin federal değil, üniter olduğu açıkça vurgulanmalı, ancak idare ülkenin siyasi bütünlüğüne zarar vermeyecek şekilde yerellik ilkesine göre yapılandırılmalıdır. Mahalli idarelerin görev, yetki ve sorumluluklarıyla mali güçleri çağdaş uygulamalara paralel olarak geliştirilmeli ve bu yolla örnek bir mahalli idareler reformunun yolu açılmalıdır. Katılımcı demokrasinin gereği de zaten budur.”

• Anayasada Diyanet İşleri Başkanlığı yer almalı mıdır?
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı olarak bizim teklifimiz:
“Türkiye’de var olan mezhep ve inanç gruplarını içine alacak bir şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı özerk hale getirilmelidir. Diyanet, özerkliğini sağlamak amacıyla kamu yararına vakıf şeklinde kanunla kurulabilir ve taşrada da aynı şekilde örgütlenebilir. Diğer din mensuplarına uluslar arası sözleşmelerle verilen dini haklar anayasayla genişletilmelidir…”

• Anayasada “Din dersi” olmalı mıdır?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı olarak bizim teklifimiz:
“İlk ve ortaöğretimde çocuklara hangi dinin ve kültürünün öğretileceği, uygulamalı din dersine katılıp katılmayacakları velilerinin vereceği karara bağlıdır. Uygulamalı din dersine katılmayan çocuklar din kültürü ve ahlak bilgisi dersi alırlar. Bu derslerin içeriği toplumdaki farklı inançlar dikkate alınarak hazırlanır…”
Gerek vatandaşlık, gerek ana dilde eğitim, gerekse din dersi konuları; 16-17 Kasım 2007 tarihlerinde “Yeni Anayasa” başlığı ile yapılan 15. Abant toplantısının sonuç bildirisinde şöyle yer almıştı:
“Vatandaşlık, din ve inanç hürriyeti ve eğitim hakkı konularında demokratik çoğulculuk ilkelerine uygun düzenlemelerin benimsenmesi gerekir. Ancak bu şekilde farklılıklarımızı koruyarak barış içinde ve özgürce bir arada yaşayabiliriz.”